Ayan’ın sözlüklerde “Bir yerin ileri gelenleri, bir kasaba ya da şehrin önde gelen aileleri ve kişileri” olarak tanımlanıyor.
18. yy.a girerken Osmanlı Devleti’nin merkezi otoritesinin zayıflaması ve buna bağlı olarak askeri teşkilatın da bozulması sonucunda devlet, vergi toplama işini seçtiği yerel halktan kişilere devretmiş, bu idari tercih de Ayanların sahneye çıkmasına neden olmuş. Yerli halk arasından veya dışarıdan gelip halka söz geçirebilecek durumdaki kimselerden meydana gelen Ayanlar zamanla güçlenerek, nüfuz sahibi kişiler haline gelmişler. Osmanlı, Yeniçeri ve tımar sisteminin bozulması nedeniyle ihtiyacı olan askeri gücü oluşturamayınca, bu kez de Ayanların nüfuzundan faydalanmayı tercih etmiş. 1768–1774 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Osmanlı devleti, kaza merkezlerinde idareyi ele geçirmiş olan Ayanlara başvurarak para ve asker desteği almış. devamini okuyun…
Batı Karadenizin İncisi Akçakoca
Düzce’nin deniz kıyısı, Ankaralıların yıllar önce ki ilk tatil keşif yeri, Karadeniz’in doğal yapısı ile ilgi çeken şirin ilçesi
Denizi, kumu, gün batımı, sivil mimari örneği yapıları, dağ çileği, fındıkları ile hafızalarda iz bırakan Akçakoca, kilometrelerce uzanan plajları, yemyeşil bitki dokusu, tarihi kalesi, mağaraları, şelaleleri, yaylaları, güler yüzlü insanları, yöresel ağız tatları ile hayranlık uyandırıyor.
1950-55 yıllarında tatil merkezi olma özelliğini öne çıkarmaya başlayan ilçeye güzel bir yol ile giriyorsunuz.
İlçe merkezinde sizi, eşine benzerine rastlanmayacak mimaride modern bir cami karşılıyor. Görkemli yapı çevresi alışveriş merkezi olarak ilçenin odak noktası olurken çevre düzenlemesi, yeşil saha ve park alanları dikkat çekiyor. Son yıllarda yapılmış olan saat kulesi ve onu aynı meydanda oturup rahatça seyretme dinlenme imkânı sunan araba tekerlekli estetik banklar göz okşuyor.
Ceneviz Kalesi
Kalenin batısı ve doğusunda bulunan plajlar ve kale etrafında bulunan çay bahçesi sayesinde kale hiç yalnızlık çekmiyor. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiş.
Kesin kanıt olmamakla beraber Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullanılıyor. Gerçekte Selçuklulardan kalma olan kale, Osmanlılar tarafından onarılmış, Cenevizlilere karşı kullanılmış diyenler de bulunuyor.
Giriş kapısı yanında bir kulesi olup, deniz tarafında duvarları yıkılmış olan kale içinde bir su sarnıcı yer alıyor. Çevresinde bulunan ağaçların her yıl biraz daha uzaması sonucu pek fazla görünen kısmı kalmayan kalenin içi ise, denizi ve plajları tepeden görebilen bir tür seyir terası konumuna sahip. Çeşitli kademelere yerleştirilmiş olan masalara küçük patikalarla ulaşıyor.
Düzce Şifalı Su
Su içip şifa bulunur mu? Akçakoca’da bulunuyor. İlçeye Düzce’den gelirken 17. km.deki rampada günün her saatinde bir kalabalık göze çarpıyor. Yol kenarında kurulmuş bir tesisin önündeki bir depodan tevzi edilen altı musluktan su akıyor. istisnasız tüm araçlar bu sulardan içebilmek için mola veriyor, içebildikleri kadar içenler beraberlerinde getirdikleri veya oradan satın aldıkları su bidonlarını dolduruyorlar.
Su şöhretini şifalı olarak yapmış, mola yeri şifalı su olarak tanınıyor, otobüs şoförleri burada su molası vermezler ise itiraz ediliyor, bidonlar, pet şişeler dolana dek bekleniyor.
Bir bakıyorsunuz tırlar yanaşıyor, bir bakıyorsunuz, yüklü kamyonlar, 4 x 4 araçlar, motosikletler, hafta sonu yoğunluk yaşanıyor! devamini okuyun…
Fakıllı Mağarası
Akçakoca’nın Fakıllı Köyü’nde bulunan Fakıllı Mağarası’na gitmek için Çuhallı çarşısından, itfaiye ve cezaevi güzergâhını takip ederek çevre yolu köprüsü altından geçerek köy merkezine ulaşılıyor.
Cami yanından ilerleyip kahveyi geçince aracı bırakıp sağ yokuşu gösteren amatör tabela doğrultusunda iniyorsunuz. Mağara girişinin sağ üst bölümde mağarayı aydınlatan şalter bulunuyor.
Mağaranın bekçisi yok. Bu nedenle şalteri far ederseniz, mağarayı aydınlatıp gezebilirsiniz. 15 m.lik bir girişin ardından ıslak, hatta su akan engebeli zeminde yürüyor, eğiliyor, bazen de ördek yürüyüşü yaparak galeriden galeriye geçiyorsunuz. 150 m.si gezilen mağarada bulunan sarkıt ve dikit oluşumlarıyla hayranlık topluyor.
Aktaş Şelalesi
Melenağzı dönüşü Melen Çayı paralelinde ilerleyince önce Uğurlu Köyü’ne, daha sonra da tipik evler ve mısır saklanan bagenler arasından bir Abaza köyü olan Esma Hanım Köyü’ne ulaşılıyor.
Köy meydanında Melen Çayı’nın bir kolu ile beslenen asırlık, gösterişli, şık bir çınar ağacı yer alıyor. Diğer evlerden farklı olarak ön taraflarında geniş bahçe bırakılmış olan Abaza köy evleri dikkat çekiyor.
Oldukça yüksek bir tepede yer alan Hemşin’den Melen’in denize dökülüşünü seyredip yola devam ettiğimizde Aktaş Köyü’ne varılıyor. Araçtan inip bu defa Aktaş Şelalesi’nin dökülüşünü izlemek üzere orman içine inen patikadan yürüyüş başlıyor.
Yol boyunca kaldirik ve kabalak bitkisiyle kaplı nem oranı yüksek orman yolunda üç küçük köprü geçilerek dere paralelinde ilerlerken, kireç taşı gözenekli yapısıyla minik bir mağara, yosun tutmuş kayalar, yüksek dallarından sarkan sarmaşıklarıyla anıt ağaçlar, su sesine karışan görünmeyen orman kuşlarının korosu, balta girmemiş Amazon Ormanları’nda olduğunuz hissi uyandırıyor. devamini okuyun…
Akçakoca Melenağzı
Melen Çayı’nın denize döküldüğü yere ismini veren Melenağzı’nda, su çok sığ. Özellikle çocuklarıyla tatil yapanlar tarafından tercih ediliyor. Kilometrelerce uzanan doğal plajdaki kum hem çok ince hem de çok temiz; denizden çıktıktan sonra üzerinize yapışarak sizi rahatsız etmiyor. Melenağzı’na hem karadan hem de denizden tekne ile ulaşabilirsiniz. Bu koyda bol balık çıkıyor. Deniz ve güneş, sizi yormaya başlamışsa, özellikle güneşin kuvvetli olduğu saatlerde bir şeyler atıştırıp dinlenebileceğiniz kır kahveleri ve gazinolar size hizmet etmek için bekliyor. devamini okuyun…
Akçakoca Karaburun Köyü
Göz alabildiğine uzanan geniş, bakir kumsallı plajlar, gerisindeki kamp alanları, ekonomik fiyatlı kır lokantaları ve gölgeli piknik alanları ile dikkati çekiyor. Bir zamanlar başta Alman turistler olmak üzere karavan ve çadır turizmin en gözde tatil yerlerinden biri olan Karaburun, günümüzde daha çok yerli turistlere hizmet veriyor.
Köy meydanına gelince ortama çok çabuk alışıyor, her yeri bir çırpıda görebiliyorsunuz. Uzun boylu ağaçlar altında ki minik parkta dinlenme molası verirken, her iki yana uzanan kumsal denize girenleri ağırlıyor.
Açıklarda insana dost yunus balıkları sırt yüzgeçlerini göstererek çeşitli oyunlar yaparken ilgi odağı oluyorlar. Kıyıdan itibaren 100 m. boyunca sığ olan deniz, dalga olsa bile yüzenleri olumsuz etkilemiyor.








